Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma

Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma

Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma ve Kurumsal Yönetimin Önemi

Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma ve Kurumsal Yönetimin Önemi

Pek çok kişi için hayatın en önemli unsuru kuşkusuz ki öncelikli olarak ailesi daha sonra da işidir. Aile ve işi aynı anda barındırmaya çalışan ‘aile şirketleri’, diğer şirketlerden farklı özellikler gösterir ve dolayısıyla ayrı bir inceleme konusudur. Buna ek olarak aile şirketlerinde bulunan duygusal boyuta da değinmek gerekir. Farklı unsurların ortaya çıkmasına yol açan duygusal boyut, aile şirketlerinin başarı faktörlerini incelerken mutlaka ele alınmak zorundadır.

Aile şirketi denildiğinde, akrabalık bağı olan bireylerin mal ya da hizmet üretmek gayesiyle bir araya gelerek kurdukları kar amaçlı sosyal örgütler anlaşılmaktadır. Ancak, günümüzde sıkça telaffuz edilen bu kavram yaygın kullanımına rağmen, kapsam ve sınırları, kendine has özellikleri dikkate alınarak, farklı bakış açılarına göre değişik şekillerde tanımlanabilmektedir. Genel olarak, aynı aileden iki veya daha fazla kişi aynı şirkette çalışıyorlarsa ve bunlardan biri veya birkaçı şirketin çoğunluk hissesine sahipse ‘aile şirketi’; tek kişinin sahip olduğu ve ailesinden kimsenin çalışmadığı şirket ise ‘patron’ şirketi olarak tanımlanmaktadır. Bu çerçevede her patron şirketinin ikinci kuşağa geçince aile şirketi vasfı aldığı söylenebilir.

Boyut anlamında ise aile şirketleri genel kanının aksine iktisadi faaliyette çok önemli bir rol oynar. Ancak, ‘çok-ortaklı halka açık’ şirketlerden ‘aile bağları’ nedeniyle farklılık gösterdiklerinden, apayrı bir alan olarak ele alınmaları gerekir. Ekonomide bu denli önemli olmalarına karşın aile şirketlerinin ömrü ne yazık ki kısa olmaktadır. Aile şirketlerinin çoğu birinci kuşak içinde iflas etmekte ya da el değiştirmektedir. Üçüncü kuşağa dek yaşayanların sayısı ise yapılan araştırmalara göre yüzde 10’un altındadır. Aile şirketlerinin kısa ömürlü olmalarının aile ve şirket yapısına göre farklılaşan pek çok sebebi vardır.

Ancak söz konusu olumsuzlukların ve yapılan hataların düzeltilmesi ve nesiller boyu ayakta kalabilen şirketler oluşturmak mümkündür. Bunu sağlamak şirketin kurumsallaşması kadar aile ilişkilerinin de kurumsallaşmasının sağlanması ile mümkün olabilir. Bu noktada ailede ve şirketlerde kurumsal altyapının oluşturulmasında dünyadaki en önemli uygulamalardan biri olan kurumsal yönetimin aile şirketlerinde uygulanması büyük bir önem arz etmektedir.

Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma

Kurumsallaşmadan anlaşılması gereken, devamlılığı belli kişilerin varlığına bağlı olmayan bir ‘sistem’ oluşturmaktır. Her sistemde olduğu gibi, kurumsal bir yapıda da sistemin farklı unsurlarının birbiri ile ve sistemin bütünü ile ilişkisinin belirlenmesi, farklı rollerin ve görevlerin tanımlanması sağlıklı bir işleyiş kurulması için zorunludur.

Kurumsallaşma kavramından söz edildiğinde genelde “şirket” kavramı üzerinde yoğunlaşıldığı görülmektedir. Ancak aile şirketi gibi sistemlerde kurumsallaşma “şirketin kurumsallaşması” ve “aile ilişkilerinin kurumsallaşması” şeklinde iki boyutlu olarak ele alınmalıdır.

Aile Şirketlerinde Kurumsal Yönetim Uygulamaları

Kurumsal yönetim ilkeleri, şirketlerin faaliyetlerini istikrarlı bir şekilde sürdürebilmelerine doğrudan etkisi bir anlamda iyi yönetim uygulamalarıdır. Ekonomik kalkınma açısından taşıdıkları büyük önem nedeniyle, aile şirketlerinde kurumsal yönetim konusu kapsamlı olarak incelenmektedir. Aile şirketleri, ilk kuruluş zamanlarında kendilerine özgü avantajlarına bağlı olarak hızlı bir performans artışı gösterseler de, şirketler büyüdükçe aile iki konuda yetersiz kalmaktadır: Bunlardan ilki yönetimdir. Bir ailenin devamlı başarılı yöneticiler yetiştirmesi mümkün değildir. İşler geliştikçe ve şirket büyüdükçe farklı alanlara yatırımlar yapılabilir. Bu durumda sermayedar, çözüm olarak profesyonel yönetici/yöneticiler ile anlaşmak ihtiyacı duyacaktır. Sermayedar, şirketi yönetmesi için profesyonel yöneticiyi belli bir ücret karşılığında görevlendirmektedir. Böylece, risk alan sermayedar ve ücret karşılığında karar alan profesyonel yönetici rolleri ortaya çıkmakta, kısacası sahiplik ve yönetim birbirinden ayrılmaktadır. Bu ayrım söz konusu olduğunda ise etkin bir şekilde işleyen sistemlerin kurulabilmesi için kurumsal yönetim ilkelerine olan ihtiyaç ön plana çıkmaktadır.

Aile şirketlerinde kurumsal yönetimi ön plana çıkaran ikinci konu ise sermayedir. Aile sermayesinin yetersiz kaldığı durumda ortaklık, kurumsal yatırımcılar, finans kurumları ve bireysel yatırımcılara doğru genişleyen bir sermaye yayılması söz konusu olmaktadır. Bu şekilde ortaklıkların kurulması sonucunda tarafların birbirlerine karşı olan sorumlulukları kurumsal yönetimi zorunlu kılmaktadır. Zira, kurumsal yönetim, mülkiyet sahibinin sermaye ortaklığından doğan haklarının korunmasını ve geliştirilmesini sağlamaktadır.

Kurumsal yönetim, aile şirketlerinde sürdürülebilirlik açısından başlıca koşul olan aile ve şirket arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi açısından da büyük önem taşımaktadır. Aile şirketlerinde geliştirilecek olan kurumsal yönetim düzenlemeleriyle, profesyonel yöneticilerin performans şeffaflığı ve performans bazında ücretlendirme, kariyer gelişim yollarının aile üyeleri tarafından tıkanmaması, profesyonellerin ve aile üyelerinin aynı performans sistemine tabi olmaları ve yetkilendirmede ve karar almada sorumluluk gibi beklentilerine yanıt verilerek, yetenekli yöneticilerin şirkete kazandırılması mümkün olmaktadır. Bu uygulamalarla şirketin faydasına olacak kişilerin doğru olarak değerlendirilmesi ve şirket için değer niteliği taşıyan profesyonellerin kaybının önlenmesi hedeflenmektedir.

Yine şirketin en önemli menfaat grubu olan ancak, yönetime katılmayan aile kökenli hissedarların; şirket performansını sorgulama, kar dağıtımı, verasete ilişkin hususlar, güç ve otoritenin devri, ortak giderlere yönelik kararlar, borçlanma gibi önemli politikalar ve şirketin stratejik politikalarında söz sahibi olmaları sağlanacaktır. Ayrıca, şeffaflık ve aile üyelerinin istihdamı için kuralların belirlenmesi gibi beklentileri karşılanarak şirkete zarar verebilecek olası çıkar çatışmalarının önüne geçilebilecektir.

Aile şirketlerinde sürdürülebilir performans için kritik konular arasında yer alan diğer bir önemli unsur da haleflik planlamasıdır. Kurumsal yönetim ile aile şirketlerinde yönetimin yeni kuşaklara devredilmesi süreci planlı bir şekilde yönetilerek, proaktif bir yaklaşımla bu hassas dönemde olası krizlerin önüne geçmek mümkündür. Ailenin malvarlığının korunması ve şirketin nesiller boyu devamlılığının sağlanabilmesi için geleceğe yönelik olarak yeni nesillere devir planlarının oluşturulması ve geç kalınmaksızın hayata geçirilmesi sağlanmalıdır. Bu yapılanmanın gerçekleştirilmemesi halinde ise doğacak çıkar çatışmaları kaçınılmazdır. Daha da önemlisi ise bu çatışmaların şirket yönetimine yansımasıdır. Aile şirketinde yer almak istemeyen her varis; o varisin ortaklık oranına bağlı olarak şirketin bölünmesi, şirket hisselerinin aile dışından kişilere satılması (aile şirketinin hisselerinin satışına yönelik yapılan ortaklık anlaşmasına bağlı olarak farklılık arz eder), veya şirket içi bölünmelere neden olacak birer risk unsuru olarak görülmelidir.

Yeni nesil devir planında geç kalınmaması gerekir. Geç kalınması halinde yeni neslin eğitiminin eksik olması kaçınılmaz olacak ve sonraki neslin şirket içinde yer alması konusunda anlaşmazlıklar artacaktır.

Yeni nesil planı yazılı olarak hazırlanmalı ve bu plan aile üyeleri tarafından ortak kabul görmelidir. Aksi takdirde uygulanmasında sorunlar yaşanması kaçınılmazdır. Söz konusu plan Aile Meclisi onayından geçirildikten sonra belli aralıklarla günün şartlarına göre, yine Aile Meclisi onayı ile revize edilmeli ve dünyadaki ve ülke içindeki gelişmelere bağlı olarak geliştirilmelidir.

Kurumsal yönetim, menfaat sahiplerinin beklentilerinin dengeli bir şekilde yönlendirilmesine olanak tanıyarak, şirket performansının sürdürülebilirliğini güvence altına almaktadır. Bu nedenle, aile şirketleri için kurumsal yönetim uzun vadeli başarı için kritik öneme sahiptir. Bu çerçevede, ülkemizdeki şirketlerin büyük bölümünü oluşturan aile şirketlerinin başarılarını gelecek nesillere taşıyarak büyümesi önündeki tipik engellerin ortadan kaldırılması kurumsal yönetim ile mümkündür. Kurumsal yönetim, genç nesil aile üyelerinin şirket içinde alabileceği rollerin belirlenmesi sürecinin net olmaması, nesiller arası geçiş aşamalarında sorunlar yaşanması, aktif ve pasif aile üyeleri arasındaki beklenti farklılıkları gibi sorunların önüne geçerek büyüyen ailenin şirket yönetiminde katkısını korurken şirketin kârlı bir şekilde büyümesini amaçlamaktadır.

Kurumsal yönetimin aile şirketlerine katkıları şunlardır:

• Krizlere karşı daha dayanıklı bir şirket yapısına kavuşturur

• Şirket performansının artmasını sağlar

• Finansal kaynaklara düşük maliyetli olarak erişebilmeyi mümkün kılar

• Rekabet gücünün artmasını sağlar

• Birleşme ve satın almalarda kilit rol oynar

• Şirket itibarının artmasını sağlar

• Yerli/ yabancı ortaklıklar kurulmasını kolaylaştırır • Şirket değerini artırıcı rol oynar

• Sürdürülebilirliği sağlar

Fikret Sebilcioğlu, SMMM, CFE Cerebra Muhasebe Denetim ve Danışmanlık, Ortak

Elektro-Kalori’de Gerçekleştirilen Kurumsallaşma Çalışmaları Hakkında

Elektro-Kalori’de kurumsallaşma çerçevesinde bir yeniden yapılanma çalışması gerçekleştirildi. Bu çalışma süreçlerin yeniden yapılanması, organizasyon, IT alt yapı ve strateji gibi unsurları içerdi. Öncelikle süreçlerin mevcut durumları anlaşıldı ve süreç haritaları çizildi. Mevcut durum analizi sonucunda ortaya çıkan gelişmeye açık alanlar veya riskli hususlar üzerinde yönetim ile mutabık kalınmasını müteakip, şirket yönetimi ile strateji ve hedef yapı üzerinde çalışmalar yapıldı ve mutabık kalındı. Sonrasında Elektro-Kalori’nin hedefleri doğrultusunda süreçler yapılandırıldı. Nihai olarak kurumsallaşmanın en önemli unsuru olan şirket politika ve prosedürleri yazılı hale getirildi. Elektro-Kalori şu anda hazırlanan hedef yapıya ilişkin uygulama dönemindedir.

CEREBRA Muhasebe Denetim ve Danışmanlık Firması Hakkında

Cerebra Türkiye’de geniş bir endüstri yelpazesinde yönetim danışmanlığı, kurumsal finansman, muhasebe ve mali işler, denetim ve vergi hizmetleri sunmaktadır. Faaliyet gösterdiği alanlarda müşteriye özel hizmet anlayışı ile küçük ve orta ölçekli işletmelerden, patron şirketleri, yüksek gelir düzeyine sahip bireyler ve büyük ölçekli şirketlere uzanan bir müşteri portföyüne akılcı çözümler üretmektedir.

Fikret Sebilcioğlu Kimdir?

1993-2008 yılları arasında PwC’de çalışan Sebilcioğlu, kariyerine CEREBRA Muhasebe, Denetim ve Danışmanlık Firmasının Ortağı olarak devam etmektedir. Serbest Muhasebeci Mali Müşavir (SMMM) ve Suistimal İnceleme Uzmanı (CFE) unvanlarına sahiptir. Aile şirketlerinin yapılandırılması ve kurumsallaşması, iç kontrol, iç denetim, suistimal inceleme ve önleme, UFRS ve Yeni Türk Ticaret Kanunu’na uyum konularında geniş bilgi birikimi ve deneyime sahiptir. TKYD Yönetim Kurulu Üyesi olan Fikret Sebilcioğlu aynı zamanda, Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD), Türkiye Muhasebe Uzmanları Derneği, Bağımsız Denetim Derneği, Sertifikalı Yolsuzluk Denetçileri Derneği ve Türkiye İç Denetim Enstitüsü’nün üyesidir.

image